Geleneksel Pontus Yunan Şarkıları

Yazar: Andreas Chaniotis, müzisyen, Atina Üniversitesi Müzik Çalışmaları Bölümü

 

Yunanca’ dan Çeviri: Georgia Apostolakou
Türkolog – Çevirmen

 

 Για την Ελληνική έκδοση του κειμένου πατήστε εδώ

 

 

Her bölgenin türküleri çeşitli şekillerde sınıflandırılıyor. Aşağıda, Kiriakidis yayınlarında “Karadeniz halkının şarkıları” (Τραγούδια του Ποντιακού Λαού) adlı Efstathiadis derlemesinde kaydedilip tercüme edilen Karadeniz türkülerinden bazıları var. Kitabın bölümleri, her türkünün sözlerinin anlamına dayanıyor. Türküler, a) hayat dersleri, b) kahramanlık türküleri, c) doğa ve yaşam türküleri ve d) duygusal türkülerinden bahsediyor. Bu metinde, internette yayınlanan türküler var.

HAYAT DERSLERİ
1) SOSYAL GÖREV
KIL KÖPRÜSÜ

Türkü sözleri:
Ακεί πέραν σό Δρακολίμν’, σης Τρίχας το γεφύριν,
χίλιοι μαστόρ’ εδούλευαν και μύριοι μαθητάδες.
Όλεν τ’ ημέραν έχτιζαν, τη νύχταν εχαλάουτον.
Οι μάστοροι εχαίρουσαν, θε να πλεθύν’ η ρόγα,
οι μαθητάδες έκλαιγαν, τσί κουβαλεί λιθάρια;
Κι ατός ο πρωτομάστορας νουνίζ’ νύχταν κι ημέραν.
– Ντο δεις με πρωτομάστορα και στένω το γεφυρι σ’;
– Αν δίγω σε τον κύρη μου, άλλον κύρην πα ‘κ’ έχω!
– Ντο δεις με πρωτομάστορα και στένω το γεφύρι σ’;
– Αν δίγω σε την μάνα μου, άλλο μάνα πα ‘κ’ έχω!
– Ντο δεις με πρωτομάστορα και στέκει το γεφύρι σ’;
– Αν δίγω σε τ’ αδέλφια μου, άλλ’ αδέλφια πα ‘κ’ έχω!
– Ντο δεις με, πρωτομάστορα, σταλίζω το γεφύρι σ’;
– Αν δίγω σε και τα πουλιά μ’, άλλο πουλιά πα ‘κ’ έχω!
– Ντο δεις με πρωτομάστορα, στερένω το γεφύρι σ’;
– Αν δίγω σε την κάλη μου, καλύτερον ευρήκω!
Μένει και λέει την καλήν ατ’, αγλήγορα να ερται.
‘Κόμαν τον Γιάννεν ‘κ’ έλουσεν και σο κουνίν ‘κ’ εκέθεν,
‘κόμαν τα χτήνια ‘κ’ έλμεξεν, τα μουσκάρια ‘κ’ εδέκεν,
διπλομενεί την έρημον με τ’ άοικον πουλόπον.
Σάββαν να παέι σο λουτρόν, την Κερεκήν σον γάμον
και την Δευτέρα τον πουρνόν αδά να ευρισκάται.
Σάββαν επήγεν σο λουτρόν, την Κερεκήν σον γάμον,
και την Δευτέραν τον πουρνόν σο Δρακολίμν’ ευρέθεν.
Καλήν μ’, ακεί σο Δρακολίμν’ ερρούξεν το σκεπάρι μ’,
αν βουτάς κι εσύ παίρ’ τς ατό, είσαι τ’ εμόν η κάλη.
Πέντε οργέας κατηβαίν’ και με την τραγωδίαν,
κι άλλα πέντε ξαν κατηβαίν’ με την μοιρολογίαν.
– Κι άρ’ κι πονώ τα κάλλια μου κι ‘αρ’ κι πονώ τη νέτε μ’,
πονώ και κλαίω το πουλί μ’, ντ’ εφέκα κοιμισμένον.
Πώς τρομάζνε τα γόνατά μ’, να τρομάζ’ το γεφύρι σ’
κι άμον ντο σείουν τα μαλλιά μ’, να σείουν σείουν οι διαβάτοι,
κι άμον ντο τρέχνε τα δάκρυά μ’, να τρέχει το ποτάμι.
– Ευχέθ’, καλή μ’, ευχέθ’, καλή μ’, ευχέθ’, μή καταράσαι,
αδέλφια έεις σην ξενιτειάν, έρχουνταν και διαβαίνε.
– Κι αμόν ντο στέκν’ τα γόνατα μ’, να στέκ’ και το γεφύρι
κι αμόν ντο στέκνε τα μαλλιά μ’, να στέκνε οι διαβάτοι,
κι αμόν ντο στέκνε τα δάκρυά μ’, να στέκει το ποτάμι.
Τρί’ αδέλφια έμνες εμείς κι οι τρεις καταραμένοι,
είνας έχτσεν την Άδεσαν κι άλλε το Δεβασίριν
κι εγώ η τρισκατάρατος της Τρίχας το γεφύριν.
……………………………………………………………………………………..
Aki peran so Drakolimn, sis Trihas to gefirin,
hilioi mastor’ edulevan ke mirioı mathitades.
Olen t’ imeran ehtizan, ti nihtan ehalauton.
İ mastori eherusan, the na plethin i roga,
i mathitades eklegan, çi kuvali litharia?
Ki atos o protomastoras nuniz nihtan ki imeran.
– Nto dis me protomastora ke steno to gefiri s?
– An dino se ton kiri mu, alon kirin pa ki eho!
– Nto dis me protomastora ke steno to gefiri s?
– An dino se tin mana mu, alo mana pa ki eho!
– Nto dis me protomastora ke steno to gefiri s?
– An dino se tadelfia mu, ala adelfia pa ki ehi!
– Nto dis me, protomastora, stalizo to gefiri s?
– An digo se ke ta pulia mu, alo pulia pa ki eho!
– Nto dis me protomastora, stereno to gefiri s?
– An digo se tin kali mu, kaliteron evriko!
Meni ke lei tin kalin at, agligora na erte.
Koman ton Gianen ki elusen ke elusen ke so kunin ki ekethen,
koman ta htinia ki elmeksen, ta muskaria ki edeken,
diplomeni tin erimon me to aikon pulopon.
Savan na pai so lutron, tin Kerekin son gamon
ke tin Deftera ton purnon ada na evriskate.
Savan epigen so lutron, tin Kerekin son gamon,
ke tin Defteran ton purnon so Drakolimn evrethen.
– Kalin mu, aki so Drakolimn eruksen to skepari mu,
an vutas ki esi per ts ato, ise temon i kali.
Pente orgeas kativen ke me tin tragodian,
ki ala pente ksan kativen me tin mirologian.
– Ki ar ki pono ta kalia mu ki ar ki pono ti nete mu,
pono ke kleo to puli mu, ntefeka kimismenon.
Pos tromazne ta gonata mu, na tromaz to gefiri su
ki amon nto siun ta malia mu, na siun siun i diavati,
ki amon nto trehne ta dakria mu, na trehi to potami.
– Efheth, kali mu, efheth, kali mu, efheth, mi katarase,
adelfia eis sin ksenitian, erhuntan ke diavene.
– Ki amon nto stekn ta gonata mu, na stek ke to gefiri
ki amon nto stekne ta malia mu, na stekne i diavati,
ki amon nto stekne ta dakria mu, na steki to potami.
Tria adelfia emnes emis ki i tris katarameni,
inas ehtisen tin Adesan ki ale to Devasirin
ki ego i triskataratos tis Trihas to gefirin.

1992 yılında Selanik’ te, Kiriakidis yayınlar, “Karadeniz halkının şarkıları” (Τα τραγούδια του Ποντιακού Λαού) adlı Efstathiadis’ in kitabından.

KIL KÖPRÜSÜN
Çevirme:
Orada Drakolimni’ nde1, Kıl köprüsünde,
Bin usta ve on binlerce çırak çalışıyordu.
Bütün gün onu inşa ediyordu, ama akşam yıkılıyordu.
Ustalar da çok seviniyordu, çünkü daha fazla maaş alacaktı
çıraklar da ağlıyordu! Kim taşlar taşıyacak?
Sadece ustabaşı hep düşünüyor.
– Ustabaşı, köprüyü inşa etmem için ne verirsen?
– Eğer sana babamı veriyrsem, başka baba nereden bulurum!
– Ustabaşı, köprüyü inşa etmem için ne verirsen?
– Eğer sana annemi veriyrsem, başka anne nereden bulurum!
– Köprünün inşa edilmesi için neler adak adıyorsun?
– Eğer kardeşlerini adak adıyorsan, kardeşlerim olmayacak.
– Ustabaşı, köprüyü inşa etmem için ne verirsen?
– Eğer sana çocuklarımı veriyorsam, çocuklarım olmayacak.
– Eğer sana avradımı veriyorsam, avradım olmayacak.
Ona haber verip çabuk çabuk gelmesini söyluyor.
Yanni’ yi yıkayıp beşiğe koymadı,
İnekleri sağmadı, buzağılar emzirmedi,
ikinci defa vahşi kuş ile haber ediyor.
Cumartesi günü yıkanıp Pazar günü nikâha gitsin,
Pazartesi sabahı da Drakolimni’ de olsun.
Cumartesi günü yıkanıp Pazar günü nikâha gitti,
Pazartesi sabahı da Drakolimni’ de oldu.
– Canım, Drakolimni’ de keser elimden düştü,
eğer bana onu getirirsen, değerli bir eş olursun.
Sulara beş kulaç şarkı söyleyerek dalıyor
beş kulaç da ağıt yakarak.
– Ne güzelliğime ne gençliğime yanarım
bebeğimi beşikte bıraktığıma yanarım.
Ayakkalarımın titrediği gibi köprü de titresin
saçlarımın uçuştuğu gibi geçenler de uçuşsun
gözyaşlarımı aktığı gibi nehir aksın.
– Yavuklum, dua et, kargışlama,
gurbette olan kardeşlerin var, gelip geçecekler.
– Ayakta durduğu gibi köprü de dursun
Saçlarımın durduğu gibi geçenler de dursun
gözyaşlarımın durduğu gibi nehir de dursun.
Üç lânetli kardeşiz biz,
bizden biri Adesa ve öbürü Diavasiri’ yi inşa etmiş,
ve ben lânetli Kıl köprüsünü inşa ettim.

Bugünkü türkünün sözlerinin Yunancaya çevirisi, “Τα τραγούδια του Ποντιακού Λαού” (Karadeniz halkının şarkıları, Kiriakidis yayın, Selanik, 1992) adlı S. Efstathiadis’ in kitabından alınmıştır.

Yorumlar:
Türkünün ritmi “dipat” (διπάτ). En ünlü ve en sevilen Karadeniz türkülerindendir. Türkü, benzerlerinin çoğu gibi kemençeyle çalınıyor. Sözler, insan kurbanından bahsediyor. Ustabaşı, köprünün yıkılmaması için eşini kurban etmek zorunda.

Böylesi insan kurbanı olayları Eski Yunanistan’ da da var. Örneğin Agamemnon Tanrıça Artemis’ in sunağında kızı İfigenia’ yı kurban eder. Tanrılar, Atrides Truva’ ya sefer yapabilmek için bu insan kurbanını isterler. Kurban edilen, sevilen bir insan olmalıdır. Bu suretle bir ulusal ya da toplumsal mücadeleye ilahi yardım sağlanır.

Bu alışkanlık mantıkla anlaşılamaz. İnsanın, sevilen kişilerinden ayrılarak Tanrı’ dan kefaret istemesi gibi. Ayrıca, Homer’ e göre insan bu şekilde Tanrı’ dan bağış talep ediyor. Hristiyanlığın yayılmasından sonra bu gelenek artık yok oluyor. İnsanın Dirilişle Tanrı’ yla ilişkisindeki itibarı iade ediliyor. Tanrı’ ya inanç insanı kurtarıyor. Fakat insan kurbanı, Milat’ tan sonraki çağda sürüyor. Ortodoks Kilise insan kurbanına karşı kararlar aldı: Eğer bir insan başkasını yok ediyorsa, o zaman katili olduğuna inanılıyor (kod numarası 59, Vlatadon Manastır, Selanik, 16. yüzyıl). Bu koduna göre diğer insanlar bu eylemi kabul etmez ve insan kurbanı yapmak isteyenlerin yok edilebileceğini dolaylı olarak kabul edemez. Ancak günümüzde benzer bir alışkanlık var: Bazen bir binanın inşasının çalışmaları başlamadan önce temellerinin önünde bir horoz boğazlanır.

Bu efsanenin, zamandan bağımsız değerle ahlaki, sosyal ve psikolojik yorumları var. Eğer insanlar özveri gösterirse, önemli şeyler yapabilir. Köprü, insan kurbanıyla ruh buluyor ve ölümsüz oluyor. Eşini kurban etmek istemeyen ustabaşı, bu görüşe katılmadığı halde köprünün inşaatı için kurbanı kabul ediyor.

Bu türküye, Anadolu’ da, Balkan Yarımadası’ nda, Kıbrıs’ ta ve Sırp ve Bulgar yayınlarında rastlanır. Efsanenin en tanınmış versiyonu Epir’ deki Arta köprüsüdür. Bir türkünün ortaya çıkışı için iki teori vardır: 1. “monogenesi” (μονογένεση) adlı teori: Şarkı, yolda sokak müzisyenler tarafından oluşturuluyor. Amaç, türkünün farklı lehçeleri ve ahenkli versiyonlarla çeşitli yerlere tanınmasıdır. 2. “poligenesi” (πολυγένεση) adlı teori: Benzer sözlerle türküler, benzer ihtiyaçlar ve sorunlarla bölgelerde oluşturulur.

Ancak bu türkünün hangi teoriye ait olduğu bilinmemektedir. N. Politis ve G. Cocchiara gibi bazı araştırmacılar, türkünün Yunanistan’ dan geldiğine inanıyor. Fakat L. Vargyas Kafkas Dağları’ ndan geldiğine inanıyor.

Hiçbir Karadeniz yayınında gerçek versiyonlar yoktur. Antik çağlardan günümüze kadar bir Yunan efsanesi vardır: “Aherontas” (Αχέροντα), “Kokito” (Κωκυτό) ve “Piriflegethona” (Πυριφλεγέθονα) nehirleriyle Hades’ in Kıl köprüsü. Her nehir için üç kemerli bir köprüdür. Ruhlar, Kıl köprünün önünden geçerek onun titreştirdiği için düşüp kaybolurlar. Daha sonra benzer bir efsane Müslüman toplumlarında görülecektir. Kıl köprüsü adlı Karadeniz versiyonu antik efsaneye benziyor.

En popüler versiyonlardan (Της Άρτας το γιοφύρι) “Arta köprüsü” dür. Arta köprüsü ve Karadeniz köprüsü arasında farklılıklar vardır. Arta köprüsünde, tekerlekli araçların geçebileceği üzere uzunluk ve genişlikle üç kemer vardır. Karadeniz köprüsünün uzunluğu otuz metre ve genişliği bir metredir. Yalnız yayaların geçtiği bir kemer vardır. İnşaat “gözlü kemerli köprü” (τοξοειδών δια σφηνών γεφυρών) biçimindedir. Bu teknik M.Ö. 6. yüzyıl uygulanıyordu. Sonuç olarak Karadeniz köprüsü daha eskidir.

Galiba Kıl Köprüsü, Trabzon – Erzurum halk caddesinin solunda bulunuyor. Aşağı yukarı Trabzon’ dan 18 kilometre uzaklıktadır. Bölgeye eskiden “Mihirci-Yesiroğlu” (Μιχιρτζή – Γεσίρογλου) denirdi. Nehrin adı Değirmendere.

Kıbrıs versiyonunda ustabaşının eşinin kurbanı kararı Tanrı’ nın arzusundan geliyor. Ustabaşının Karadenizli iş arkadaşı cinle başbaşa konuşuyor. Cin, köprünün ayakta durması için kimin kurban edileceğini soruyor. O, babası, annesi ya da kardeşlerinin kurban edilmesini teklif ediyor. Cin cevaplardan memnun kalmayıp tekrar tekrar kimin kurban edileceğini soruyor. Bu insanları ustabaşının elinde değildir.

Ustabaşı, Adana ve Epir versiyonunda eşinin kurtulması için kendini kurban edilmesini istiyor. Epirli kurbanını duyduğu zaman yas tutuyor. Aksine Karadenizli kaderini kabul edip eşine ne olacağını haber veriyor. Epirli evlilik halkasını kaybetmiş gibi söylüyor ve onu bulmak için eşini göndermek istiyor. Onun çabuk gelmesini söylüyor ve sonunda şarkı söyleyerek yardan atlıyor. Bu hareket cesaret, yiğitlik ve kararlılık gösteriyor. Karadenizli ustabaşının eşini küçümsediği görünüyor, ama o dürüsttür. Eşinin cesaretle gerçeği karşılayabileceğine inanıyor. Ne yapacağına karar vermekte serbesttir.

Türkünün nakaratı (Έλα δαφνε μ’ ποταμέ, Δάφνε μ’ και μυριγμένε – ela dafne mu potame, dafne mu ke mirigmene), Değirmendere nehrinden bahsediyor. Halk (ποταμόμε Δάφνες – potamome Dafnes) olarak niteliyor, çünkü ustabaşına şükretmek istiyor.

Karadeniz versiyonu, diğer bölgelerden daha eskidir. Bu ustabaşı ve eşinin açısından görünüyor. Bu “paraloges” (παραλογές) adlı kategoriye aittir. Serhat türkülerine alamıyoruz, çünkü daha eskidir.

Şarkıdaki yorumlar, S. Eustathiadis’in Pontus Halkının Şarkıları “Τα τραγούδια του Ποντιακού Λαού” (Kiriakidis Yayınları, Selanik, 1992) adlı kitabındaki yorumları oluşturuyor.

2) DİN DUYGUSU
” LEMONA ” (Η ΛΕΜΟΝΑ)

Aşağıdaki linklerden izleyebilirsiniz:

Türkü sözleri:
– Σίτ’ επέγνα ομάλια – ομάλια, είδα ορμάνια και λιβάδια,
είδα ορμάνια και λιβάδια και σην άκραν τρέχ’ πεγάδι
και σην πεγαδί’ την άκραν έστεκεν δέντρον και μέγαν,
έστεκεν δέντρον και μέγαν, τα νεράντζια φορτωμένον.
Έπλωσα να παίρω έναν κι εχολιάστεν η Λεμόνα.
Και τη ήλ’ η μάνα εκούξεν: – Ντο λαλείς ναι Μεληδόνα;
– Ντο χολιάσκεσαι Λεμόνα; Πάσκ’ ετσάκωσα κλαδόπον;
Πάσκ’ ετσάκωσα κλαδόπον, για εμάραινα φυλλόπον;
Κι αν ετσάκωσα κλαδόπον, να τσεκούται το χερόπο μ’
κι αν εμάραινα φυλλόπον, να μαραίνεται το ψόπο μ’.
Ο Ήλεν μαραίν’ φυλλόπα κι αέρα τσακών’ κλαδόπα.
…………………………………………………………………………………
– Sit epegna omalia-omalia, ida ormania ke livadia,
ida ormania ke livadia ke sin akran treh pegadi
ke sin pegadi tin akran esteken dedron ke megan,
esteken dedron ke megan, ta neranjia fortomenon.
Eplosa na pero enan ki eholiasten i Lemona.
Ke ti il i mana ekuksen: – Do lalis ne Melidona;
– Do holiaskese Lemona; Pask eçakosa kladopon;
Pask eçakosa kladopon, ya emarena filopon;
Ki an eçakosa kladopon, na çekute to heropo mu
ki an emarena filopon, na marenete to psopo mu.
O İlen maren filopa ki aera çakon kladopa.

Bilgiler, “Τα τραγούδια του Ποντιακού Λαού” (Karadeniz halkının şarkıları, Kiriakidis yayın, Selanik, 1992) adlı S. Efstathiadis’ in kitabından alınmıştır.

“GÜNEŞİN ANNESİ” (Η ΗΛΙΟΜΑΝΑ)

Çevirme:
– Doğada yürürken ormanları ve çayırları gördüm,
ormanları, çayırları ve bir kaynak bir köşede gördüm
kaynağın başında da büyük bir ağaç vardı,
büyük bir turunç ağacı vardı.
Bir turunç almaya uzandım Lemona çok kızdı.
Güneşin annesi de bagırdı: – Melidona ne diyorsun?
– Lemona, neden kızıyorsun? Küçük bir dal kırdım mı yoksa?
Küçük bir dal kırdım mı yoksa bir yaprak soldurdum mu?
Eğer küçük dal kırdıysam, elim kesilsin
eğer bir yaprak soldurdusam, canım çıksın.
Rüzgâr küçük dalları kırdı.
Güneş yaprakları soldurdu.

Bugünkü türkünün sözlerinin Yunancaya çevirisi, “Τα τραγούδια του Ποντιακού Λαού” (Karadeniz halkının şarkıları, Kiriakidis yayın, Selanik, 1992) adlı S. Efstathiadis’ in kitabından alınmıştır.

Yorumlar:
Şarkıda doğa, insan ve “Lemona” (η Λεμόνα)’ dan söz edilir. İnsanın doğaya saygısı gösterilmekte. Onu kötü kullanmaz. Güzel doğadaki turunç ağacının yanında bir kaynak var. Ancak yayanın tarafından ağaçtan bir meyvenin toplanması Lemona’ ya kızdırıyor.

Bu noktada “Lemona” limon ağacı olmadığını açıklığa kavuşturulmalıdır. Şarkı sözleri, turunç ağacının meyvelerinden bahseder. Karadeniz’ de limon ağacı “lemon” olarak adlandırılır. Bazıları tarafından şairin Lemona adlı bir kız hayal ettiği sanılır.

Halk algılarına göre doğadaki her şeyin annesi var: “Nερομάνα” su annesi, “παρχαρομάνα” yaylaya dikkat eden kadın , “πεγαδομάνα” kaynağın annesi. Karadeniz bazı şarkılarında güneşin annesi olduğundan bahsedilir. Yaşlı insanlar tarafından aynı algıya inanılır: Karadeniz lehçesine göre Lemona, “Lemana” (Λεμάνα), “İlemana” (Ηλεμάνα), “Liomana” (Λιομάνα) ve “İliomana” (Ηλιομάνα)’ dan gelir. Geçen, “Melidona” (Μεληδόνα) adlı bir kuşun ağzıyla Lemona’ ya konuşur. “Güneşin annesi de bağırmış”: Güneşin annesi “Melidona” (Μεληδόνα)’ ya konuşur ve “Melidona” ona Lemona diye çağırır. Lemona güneşin annesidir. Şarkıda “Melidona” kelimesiyle ahenk sağlamak için “Lemana” sözcüğü “Lemona” olarak değiştirilmiştir.

Ağaçlar, bitkiler ve genel olarak doğayı koruyan Lemona Tanrı olarak sunulur. Böylece Hristiyanlık öncesi unsurların Hristiyanlık büneysinde nasıl varolduklarını gözleriz.. Tanrı her şeye Kadir ve her yerde olan, ama Ortodokslukta her Aziz hayatın farklı kesimini korur: Aziz Artemios Yunan Polisinin koruyucusudur. Ayrıca Yunanistan’ daki Mikonos adlı adanın koruyucusudur.

Azizler güçlerinin kendilerinden değil, Tanrı’ dan kanyaklandığını belirttiklerinden, azizlerin koruyuculuğu düşüncesinin Eski Yunan çok tanrıcılığının kalıntısı olduğu ileri sürülebilir.

Şarkıdaki yorumlar, S. Eustathiadis’in Pontus Halkının Şarkıları “Τα τραγούδια του Ποντιακού Λαού” (Kiriakidis Yayınları, Selanik, 1992) adlı kitabındaki yorumları oluşturuyor.

 

3) DERT DUYGULARI

O İLEN PAİ Sİ MANAN AT

Türkü sözleri:

Ο Ήλεν πάει ση μάναν ατ, μαυρομελανιασμένος.
Φέρει και τραπεζώνει ατον γάλαν και παξιμάδιν.
Ο πρόσωπός ατ ‘κι γελά, απολογιάν ‘κ’ εδώκεν.
– Ντό έπαθες, ναι γιόκα μου, κι εμαυρομελανιάσες;
Να μή με τ’ άστρα μάλωνες, να μή με το φεγγάρι,
να μή με τον Αβιδιανόν κανέναν λόγον είχες;
– Μήδε με τ’ άστρα μάλωνα, μηδέ με το φεγγάρι,
μηδέ με τον Αβιδιανόν κανέναν λόγον έχω.
Αηλί ντ’ είδα τ’ ομμάτια μου σο σημερνόν τη μέραν!!!
……………………………………………………………………………..
O İlen pai si manan at, mavromelaniasmenos.
Feri ke trapezoni aton galan ke paksimadin.
O prosopos at ki gela, apologian ki edoken.
– Do epathes, ne gioka mu, ki emavromelaniases?
Na mi me ta astra malones, na mi me to fegari,
na mi me ton Avidianon kanenan logon ihes?
– Mide me ta astra malona, mide me to fegari,
mide me ton Avidianon kanenan logon eho.
Aili nte ida ta omatia mu so simernon ti meran!!!

1992 yılında Selanik’ te, Kiriakidis yayınlar, “Karadeniz halkının şarkıları” (Τα τραγούδια του Ποντιακού Λαού) adlı Efstathiadis’ in kitabından.

Çevirme:

GÜNEŞ ANNESİNE GİDİYOR
Güneş annesine gidiyor, çok mürekkep lekesiyle.
Onun için sofrayı kuruyor, süt ve peksimet.
Gülümsemiyor, konuşmuyor.
– Aslan oğlum benim, ne oldu? Niye mürekkep lekelerin var?
Yıldızlar mi yoksa ay ile mı kavga ettin acaba,
Sabah Yıldızıyla acıyla sohbet ettin mi acaba?
– Ne yıldızlarla ne ayla kavga etmedim,
ne Sabah Yıldızıyla acıyla sohbet etmedim.
– Eyvah, gözlerim ne gördü bugün!!!

Bugünkü türkünün sözlerinin Yunancaya çevirisi, “Τα τραγούδια του Ποντιακού Λαού” (Karadeniz halkının şarkıları, Kiriakidis yayın, Selanik, 1992) adlı S. Efstathiadis’ in kitabından oldu.

Yorumlar:
Bu şarkıda Güneş Tanrı’ nın bir temsilcisi olarak sunulmuştur. Her şeyi görüyor ve adalet dağıtıyor. Adaletlidir. Doğayı canladiriyor.

Bu şarkıda bir halk kavrayışı var: Güneş Yunanlılara ve ay Türklere aittir. Bu kavrayış, Türk bayrağından ve Yunan derin bilincinden kaynaklanıyor: Bütün Yunan kültürünün mesajları ve idealları her dünyanın kerarına yaygınlaşıyor. Türk kültüründe gizlilik ve karanlık hakim oluyor.

Anadolu’ da olan her şeyi gören ve neler geldi Yunanlıların başına derdine ortak olan Güneş, Yunan Milletinin aracı olarak sunuluyor. Geçen günde olanları görduğu için çok mürekkep lekesiyle Batı’ ya gitti. Batı, Güneşin annesinin olmasına inanılıyor. Her gece annesine gidip onun kucağında tutuyor. O günde ne gördüğünü saflaştırmıyor. Galiba sosyal adaletsizliklerle veya Milletin maceralarıyla dehşete düştü.

Güneş’ in annesine bir şikayet ifade etmesi, ağrıya ihtişam ekliyor. Büyük bir üzüntü, büyük bir sesle ifade edilmelidir.

Şarkıdaki yorumlar, S. Eustathiadis’in Pontus Halkının Şarkıları “Τα τραγούδια του Ποντιακού Λαού” (Kiriakidis Yayınları, Selanik, 1992) adlı kitabındaki yorumları oluşturuyor.

4) ÖLÜME KARŞI

TİS ORFANESAS TO NİFEPARMAN

Türkü sözleri:
Διήμερα, τριήμερα τη νύφεν παραστέκνε,
φορίζν’ ατεν, στολίζν’ ατεν κι ατεν ‘κι εστεφανώνε.
Στείλνε σον Άδην είδησιν, τον κύρν’ ατ’ς παραγγείλνε
κι ο κύρ’ς ατ’ς παίρεν είδησιν κι ελάλεσεν τον Χάρον.
– Έλα, Χάρε, ας παλεύωμε σο χάλκενον τ’ αλώνι σ’
κι αν εν και ντο νικώ σε εγώ, Χάρε, να σαν εμένα.
Θα πάω κι εγώ ση χαράν, όθεν εμέν εμέν’τσαν,
θα πάω ελέπω την κόρη μ’, πώς παίρν’ ατεν και πάγνε.
Κι αν εν ντο νικάς με εσύ, Χάρε ν’ αηλί εμένα!
Επάλεψαν, επάλεψαν κι ο Χάρον ‘κ’ ενικέθεν!
Ακούσατε τί μένυσεν ο κύρ’ς ατ’ς ασόν Άδην:
– Ας τρών’ και πίν’ οι φίλοι μου και παραστέκν’ την κόρη μ’.
…………………………………………………………………………..
Diimera, triimera ti nifen parastekne,
forizn aten, stolizn aten ki aten ki estefanone.
Stilne son Adin idisin, ton kirn aç paragilne
ki o kirs aç peren idisin ki elalesen ton Haron.
– Ela, Hare, as palevome so halkenon to aloni s
ki an en ke do niko se eğo, Hare, na san emena.
Tha pao ki eğo si haran, othen emen emen çan,
tha pao elepo tin kori mu, pos pern aten ke pağne.
Ki an ne do nikas me esi, Hare naili emena!
Epalepsan, epalepsan ki o Haron ki enikethen!
Akusate ti menisen o kirs aç ason Adin:
– As tron ke pin i fili mu ke parastekn tin kori mu.
1992 yılında Selanik’ te, Kiriakidis yayınlar, “Karadeniz halkının şarkıları” (Τα τραγούδια του Ποντιακού Λαού) adlı Efstathiadis’ in kitabından.

YETİM GELİNİN KAÇIRMASI

Çevirme:
İki ve üç gündür geline bakıyorlar,
onu giydiriyorlar, süsletiyorlar, ama gelin elbisesi giymiyor.
Hades’ ten zavallı babasını davet ediyorlar.
Babasının onu dinleyince Azrail’ i çagırdı:
– Bakır harman yerinde güreşmemiz için gel
eğer, Azrail, seni yeniyorsam, çok mutlu olacağım!
Onların beni davet ettiği düğünü yetişmek için koşuyorum,
Onların gelin elbisesiyle giydirdiği kızımı görmek için gideceğim.
Eğer, Azrail, sen yeniyorsa, vay halime!
Güreştiler ve Azrail yenilmedi!
Zavallı babası Hades’ ten ne istedi, bakın:
Arkadaşlarım, kızımın düğününde yiyin ve için
ondan gurur duyun ve dayanışın.

Bugünkü türkünün sözlerinin Yunancaya çevirisi, “Τα τραγούδια του Ποντιακού Λαού” (Karadeniz halkının şarkıları, Kiriakidis yayın, Selanik, 1992) adlı S. Efstathiadis’ in kitabından oldu.

Çevirmenin (Efstathiadis) notu: Çeviride son söz iki sözle atfedi.

Yorumlar:
Halk kavrayışlarıına göre ruhların ölümden sonra olmasına devam etmektedir. Ruhlar, bazen yakın kişilerin arasında bulunup onlara dayanışıyor. İnsanlar, sevinç yoksa üzüntü olaylarında rahmetli olanları anımsıyor. Bu tür olaylarda sevilen rahmetli olanların yokluğu daha çok büyütüyor.

Bu şarkı, düğün şarkılarının kategorisine ait olabilir. Ancak damat Kilise’ de gelini endişeyle beklerken gelinin süslemsi sırasında gelinin acı bir haykırışıyla süsleme durduruyor: Gelin, düğüne gelmesi üzere rahmetli babasını davet ediyor. Hades’ in gelinin davetini öğrendiğinde babası Azrail’ i düelloya davet ediyor. Eğer babası yendiyse, Dünya’ ya gelip kızının düğününe gidecekti, ama yenemedi. Bu şarkıda hayat ölüme karşı çıkıyor. Gelin düğün gününde babasının gelmesini çok istiyor.

Ancak babası düğüne gelemeyecek. Babası, arkadaşların kızına bakmasını ve eğlenmesini istiyor. Arkadaşlık, hayatın kutsal bir kurumu olarak sunulmuştur.

Sonunda arkadaşlığın önemi, hayat için sevgi ve ölüme karşı çıkma övülmüştür. Ayrıca bu şarkıda sevilen insanların ölümü için büyük insan acısı sunulmuştur.

Şarkıdaki yorumlar, S. Eustathiadis’in Pontus Halkının Şarkıları “Τα τραγούδια του Ποντιακού Λαού” (Kiriakidis Yayınları, Selanik, 1992) adlı kitabındaki yorumları oluşturuyor.

Advertisements