Akritik Dönüm Şarkıları

 

Για την Ελληνική έκδοση του κειμένου πατήστε εδώ

Akritisler, Bizans İmparatorluğu’nun doğu sınırlarının muhafızlarıydılar. Sınır bölgelerinde ayrıcalıkları olan (Tarım faaliyetlerinde vergi muafiyeti gibi), kendilerine ait sürekli biçimde yerleşik oldukları toprakları olan özel askerî birliklerdi. Şahıslarına münhasır bir hayat tarzı izliyorlardı. Savaş egzersizleri ve hazırlıkları, tarım faaliyetleri ve hayvancılıkla aynı değere sahipti, bir çeşit askerî ve yerleşik yaşam biçimiydi. Egzersizler günlük olarak gerçekleştiriliyordu ve aynı şekilde savaşçıları uyanık, esnek ve güçlü tutmaya yarayan takım halinde avlanmalar da düzenleniyordu. Bu birlikler Roma İmparatorluğu’nun son yıllarında ortaya çıktılar ve Bizans İmparatorları Diocletianus (285-305) ve Heraklius (610-641) ile sistematik olarak gelişerek VIII. Mihail Paleologos’un (1252-1282) yıllarına kadar askerî güç olarak muhafaza edildiler. Genellikle Bizans İmparatorluğunun topraklarını ele geçirip vatandaşlarına da dinlerini empoze etme niyetini taşıyan Arap seferlerini püskürttüler. Araplar, dinî inançlarından kaynaklanan fanatizmin rehberliğinde, Bizans’ı Mısır ve Suriye’deki topraklarından geri dönülmez şekilde kopartmışlardı.

Küçük Asya, zamanla imparatorluğu dağıtma amaçlı düzenli seferler haline dönüşen baskınların ve yağmaların yeri oldu. Şekillenen askerî güçlerin amacı, sınırların savunması ve düşmana karşı misilleme gerçekleştirebilmekti, öyle ki Arapları gelecekteki çeşitli benzer saldırılardan vazgeçirebilsinler. Bizanslıların savunma sistemi söz konusu savaş bölgesinin askerî ve kültürel özerkliği olan alanlara ayrılmasına dayanıyordu. Bu ayırım dış tehditlere çabuk karşılık verme ve savaş hazırlığı sebeplerinden dolayı olmuştu. Bu savunma sistemi içinde Toros sıra dağlarının, Aladağlar’ın ve Fırat nehri çevresindeki sınır bölgelerinin korunması daha yoğun oldu. Bu sınır bölgelerinin “Akres” (Yunanca: uçlar, kenarlar) olarak adlandırılması sebebiyle buraların koruyucuları/oturanları da “Akritis” (Uççu/Kenarcı) adıyla tarihe geçtiler. Akritisler, imparatorluğu etkili bir şekilde koruyorlardı. Ancak valiler arasında bölünmeler ve imparatora karşı isyanlar da eksik olmuyordu.

Akritisler kendilerine büyük manevî hediyelerin ve doğaüstü güçlerin atfedildiği şarkılarla övüldüler. Böyle şarkılara daha çok Pontus’ta, Kapadokya’da, Girit’te ve ayrıca Kıbrıs’ta ve On İki Adalar’da rastlıyoruz. Bu bölgelerde Yunanistan Anakarası’ndan daha iyi tanındılar, orada az duyuldular, kahramanlık ruhu daha çok haydutça ifade edildi. Ülke çapında tanınmalarına rağmen bu şarkı türünün en iyi örnekleri Pontus’tan, Kapadokya’dan ve Kıbrıs’tandır. Bu türün ezgileri varlıklarının gelecek yıllarında Slavlar ve Ruslar arasında da yayıldı. Bu övgünün sebebi açıkça halkın kendisine sundukları korumaya şükran duyuyor olmasıydı. Bu methetme 9. yüzyılda yeşerdi, genelde paralı halk şarkıcıları tarafından, sonlanması ise, Küçük Asya Yunanlarının Selçuklu Türklerinin Malazgirt Savaşı’ndaki (M.S. 1071) zaferiyle dirençlerinin kırıldığı bir dönemde, M.S. 11. yüzyılda oldu. O zamandan itibaren Küçük Asya’da anti-Helenizm ve Türkleştirme başladı. Bu türün şarkılarının metinleri, Yeni Yunanca’da sahip olduğumuz en eski şiirsel metinlerdir.

M.S. 10. yüzyılın ilk çeyreğinde, Kayseri Piskoposu Arethas’tan, bir Akritik şarkısının tanıklığına sahibiz (Sokratis Kougeas, Folklor (1912-13), sf 239-240). Ancak büyük ihtimalle bu epik şarkıların başlangıcı M.S. 8. yüzyıla dayanıyor. Kostandis, Konstandinos, Konstandas hakkında bahseden şarkıların aslında İmparator V. Konstandinos (741-775) için yazılmış olduğuna dair kanıtlar var, iddiaya göre karakteriyle ilişkili daha sonra unutulmuş olan şarkılardan esinlenmişler (H. Gregoire, Etudes sur l’ epopee byzantine, Revue des etudes Greques, cilt XLVI(1933) sf. 30-32).

Övgüleri genellikle Ahilleas, Heraklius gibi antik kahramanlarınki ile benzer. Neos Politis’e göre Akritik şarkılarındaki ideal tip, Ahilleas gibi genç, Heraklius gibi kudretli ve Büyük İskender gibi şanlı (N.G. Politis, Genç Yunanların Milli Destanı Üzerine, Karışık Folklör, cilt 1, sf. 244). Şarkılardaki olaylar genellikle Akritik yaşamdan alıntılar, örneğin Diyojen’in aşkı, kadının Araplar tarafından kaçırılması, yaptığı savaşlar vb. En güzel şarkılar ise onun ölümünü betimleyenler. Birçok Akritis böyle şarkılarla methedilmiştir. Bunlardan bazıları, Andronikos ve çocukları; Konstantinos (Porfiris, Ksantinon) ve Yannos, ayrıca Vardas Fokas, kardeşi Nikiforos ve oğlu yine Nikiforos (Tremandahilos), Konstandis ya da Konstandas (Bu isim büyük ihtimalle birden fazla tarihi karakteri tanımlıyor, komutan Konstandinos Dukas’ı, İmparator V. Konstandinos’u ve komutan Georgios Maniakis’i), Siriopulo ya da Skliropulo (Bu isimle şarkılarda, soylu bir kişi olan Romanos Skliros betimleniyordu), Arestis (Yani komutan Orestis Harsianitis), Azguris (Yani İmparator III. Mihail döneminde etkin olan Leondas Argiros), Çamados (Gregoire bu ismi Bizans’ın Küçük Asya’daki Çamados meselesinden aldığını düşünüyor, bölgede aynı isimde bir de dere bulunmaktadır).

Akritislerin isimleriyle betimlenen tarihi karakterler genellikle belirsizdir. Şarkılar, kişileri belirsiz yapan efsanevî betimlemelerle doludur, epik olmalarıyla birlikte dinç ve yalın bir betimlemeye sahiptirler. Karakterler cesurluklarıyla dikkat çekerken düşman karşısında bir mertlik de sergilemektedirler, güçsüz durumdayken (Uyku hali vb.) saldırmamak gibi.

Akritik şarkılarla övülen en tanıdık karakter Digenis Akritis’tir. Vasilios olarak adlandırılır, mesleği sebebiyle Akritis denmektedir. Bir düşünceye göre Digenis ismi ona kökeni sebebiyle verildi: Annesi Yunan, babasi ise Araptı (“Digenis” Yunanca’da “İki Cins” anlamına gelmektedir). Ayrıca, bu ismin “İki cins”ten geldiğini kabul edip fakat bunun “iki ırk” olmadığını savunan, dolayısıyla onu yarı tanrı ve yarı insan gören bir görüş de saptanmıştır (S. Eustathiadis, Pontus Halkının Şarkıları, Kiriakidis yayınları, Selanik, 1992). En yaygın ve baskın inanış ise bizansolog Grigoire’e ait olanıdır; “Digenis” ismi aslında M.S. 788 yılında Toros bölgesinde savaşta ölen, “Diogenis” denilen bir Bizans subayından gelmektedir. Ona çeşitli şarkılarda, Yigenis, Yannis, Yannakis, Yanakos, Yanniis, Dionis, İyanis, Yenis isimleriyle rastlıyoruz. Aşağıdaki şarkıda onun ölümü ve Haros ile olan dövüşü betimleniyor:

O Digenis Psihomahi – Digenis Sonuna Kadar Mücadele Ediyor

Sözlerin telaffuzu:
O Digenis psihomahi’
k i yis tone tromazi’
k i plaka tone anatrihia
pos tha tone skepasi’
yati apo ‘kia pu kitete
loya ‘driomenu lei:
Nahen i yis patimata
k o uranos kerkelia
na patun ta patimata
na ‘piana ta kerkelia
n’ anevena ston urano,
na diplotho na katso
na doso sizma tu uranu.
Yine kahraman ve Haros konusunu içeren bir Kıbrıs şarkısı da dinlemeye değer:
O Digenis Ce O Kauras – Digenis ve Kauras (Yengeç)

Sözlerin telaffuzu:
Kato stin akrin ton akron, ston arkon kalamionan,
Kauros edrakondepsen, ce troi tus andriomenous,
Tus andriomenus tus kalus, tus kastropolemites.
Haparka ce mnimata, tu vasilya ce pasin,
Ela na dis a vasilya, inda dispirkon praman,
Kato stin akrin ton akron, ston arkon kalamionan.
Kauros edrakondepsen, ce troi tus andriomenous,
Nihtan pata tes hores tous, pata ce pedakia tus,
Pata ce tes ğeneciyes tus, steki ce anayela tus.
Haparka ce mnimata, tu Digeni ce pasin,
Ela na pamen Digeni, ce o vasilyas se theli,
San d’ akusen o Digenis lali tus mistarkous tu.

Ce ferte mu ton mavron mu, ton petrokatalitin,
Pu kokalii ta sidera, ce pini ton afritin,
Ferte mu to pappuzin mu, cino to siliolitrin.
Ferte mu to spathacin mu, cinon to grusafenon,
Pon’ o Hristos ce Ais Lazaros, pano zografizmenos,
Tavra ton ce mavron tu, san itun mathimenos.
Piani cinon to stratin, cinon to monopatin,
To monopatin fkali ton, stu vasilya tin portan,
Ora kali su vasilya, kalos to palikarin.
İnda me thelis vasilya, ce minises mu c’ irta,
Ce poloate o vasilyas, tu Digeni ce lei,
Epar’ mu liğin ipomonin, liğin karterosinin.
Kato stin akrin ton akron, ston arkon kalamionan,
Kauros edrakondepsen, ce troi tus andriomenous,
Ce an reksoun dio skotoni tus, an reksun tris rufa tus.
Piani cinon to stratin, cinon to monopatin,
To monopatin fkali ton, Kavru to stiadin,
Kalos irten o Digenis, na fai na piyi ti mita mu.
Ce poloate o Digenis, tu Kavra ce lei,
En irten da o Digenis, na fai na piyi konda su,
Mon’ irten da o Digenis, eshiyi kafkan mita su.
Yirizi to poppuzin tu, cinon to shiliolitrin,
Ce mian tu Kaura edoken, pu pano stin kafkalan,
Den itun pirkos na rai, ya oros na halasi.
Aniyi tes angales tu, ce ton Theon doksazi,
Doksazo se glicye Thee, c’ esen ce t’ onoman su,
Kamia dulya den yinete, diha to theliman su.
Ce poloate o Kavras, misoksepisihizmena,
A Digeni harizo tin, kafkalan mu s’ esenan,
Theos su eparacilen, c’ eskotoses m’ emenan.

Şarkının açıklaması:
Bu Kıbrıs lehçesindeki Akritik şarkısı, Digenis’in dövüşlerinden biri, Kavra ve Digenis’in savaşını aktarıyor. Bir sazlıkta dev bir yengeç(Kavras) yaşıyordu ve cesur savaşçılarla ailelerini yiyordu. Korkmuş halk krala haber gönderiyor ve o da yardımını istemek için Digenis’i sarayına çağırıyor. Digenis gerçekten de silahları ve kuvvetli atıyla birlikte saraya varıyor ve kraldan hikayeyi öğreniyor. Kral, Digenis’ten tehlikeli olduğu ve insanları yediği için Kavras’ı (yani yengeçi) öldürmesini istiyor. Digenis bu sazlığa doğru yola çıkıyor. Kavras’ı buluyor, o da kendisini tanıyor ve birlikte yemeleri için davet ediyor. Ancak Digenis ona onun topraklarına beraber yemek için değil onu öldürmek için geldiğini açıklıyor ve sopasını çekerek kuvvetlice Kavras’ın kafasına vuruyor. Kavras son nefesinde yere düşüyor ve yenilgiyi kabul ediyor, Digenis de başardığı için Tanrı’ya şükrediyor.

Digenis insanüstü bir güçle sunuluyor, tıpkı antik kahraman Heraklius gibi. İkisinin de benzer başarıları vardı. Karakteriyle ilişkilendirilen şarkılar (Eşi, akrabaları, düğünü, maceraları, Haros ile olan savaşı), ayrı bir seri olarak kabul edilebilir. Digenis Akritis’in epik vecizelerinden çeşitli bölümlerle benzerlikler olduğu görülüyor (Bkz. Petros P. Kalonaros, Vasilios, cilt 1, syf. 24 – 33, Atina 1941. St. Kyriakides, Forchungsbericht zum Akritas Epos, Bericht zum XI. Internationalen Byzantinisten-Kongress; Munchen 1958, Munchen 1960, syf. 2 ve ilerisi).

Bir diğer bilindik Akritis de Armuris. Bizanslılar ve Araplar arasındaki savaşların özellikle yoğun olduğu bir dönemde onu tanıyoruz, İmparator Theofilos (Amorios Hanedanı’ndan) M.S. 837 yılında düşmanları çeşitli Bizans şehirlerinden uzaklaştırıyor. İntikam bir yıl sonra Ankara’yı işgal edip yıkacak olan Halife Mutasen’den geliyor. Aynı istilacı Firigya’daki Amorio’yu da istila edecekti. O zamanlar Firigya, Bizans hanedanlığının özel memleketiydi. İmparator III. Mihail M.S. 859 yılında tekrar Ankara’yı alıyor ve devamında da Malatya emiri Ömer’i 863 yılında yeniyor. D. Zakithinos’a göre, Armuris şarkısı, Ankara intikamının şarkısıdır. “Armuris” ile, “Amorio’nun şehri” kastediliyor (D. Zakithinos, Bizans Tarihine Genel Bakış, M.E.E., Ek, cilt 2, syf. 211.). Amuropulo denerek de III. Mihail kastediliyor, yani ya Armouris’in, ya Kalomiris’in ya da Kalomuros’un oğlu anlamında (Ayrıca bkz, K. Romeos. ykr. syf. 20).

T’ Armuri O İyon – Armuris’in Oğlu

Sözlerin Telaffuzu:
Simeron allos uranos, simeron alli imera,
simeron ta arhondopula thelun kavalikefsi.
Monon tu kir Armuri o iyos uden kavalikefsi.
Ke tote pale to pedin is tin mannan tu ipağeni:
“Manna, na piharis t’ adelfia mu,
na idis ke ton patera mu, manna, as kavalikefso”.
Ke tote palin i manna tu Armurin sindiheni:
“Esi mikros ke anelikon, kavalla den se prepi.
Ammi an thelis, iye kale, dia na kavalikefsis,
apano kremete to kondarin tu patros su,
to arpaksen o kiris su ek tin Vavilonyan,
apano kato olohrison dia lithu margaritari.
Ke an to ligisis mian foran, ke an to ligisis dio,
Ke an to ligisis tris fores, tote na kavalikefsis”.
Ke tote pale to pedin, to mikron Armuropoulin,
Kleondas aneveni tin skalan, yelondas kateveni.
Protu to piasi epianeton, protu to sisi esieton,
is ton vrahiona tu to ‘desen, esisti, eliğisti.
Ke tote palin to pedin is tin mannan tu ipağeni.
“Thelis, thelis, manna mu, ombros su na to çakiso?”
Ke tote palin i manna tu tus arhondas elali:
“Amete, idete, i arhondes, ke strosete ton mavron.
Strosete, halinosete, ton mavron tu patros tu,
opu ehi hronus dodeka, sima is neron uden epie,
opu ehi hronus dodeka, uden kavallikefthi,
ke troi to karfopetalon, steki palukumenon”.
Edievisan i arhondes ke stronun tu ton mavron,
edoken is tus vrahiones tu ke evrethi kavallaris.
Oste na pi “Ehete iğiyan”, edievi trianda milya.
oste na ton epilogithun, edievi eksinda pende.
Eki edie ke anevokatevene andipera ton Afratin,
anevi ke ekatevi ton, ke poron uden evriski.
Sarakinos esteketon, steki, anayela ton:
“Sarakini ehusin faria, opu diohnun tus aeres,
tin fasan ke tin ferdika apo pteru tin pernun,
ke ton lağon is ton aniforon apo dromu ton sonun,
kratun ke kolokevun ta ke elefthera ta afinun,
ke pale de otan tus fani, trehusin, pianusin ta,
ke ton Afratin potamon uk imborun perase,
ke esi me to parippin su thelis na ton perasis?”.
To na t’ akusi o neoteros polin manian epiren,
pternistirean, ton mavron tu krui ton ke ypaği,
stringian fonin anesiren, osin ke an edineton:
“Efharisto se, Thee kale, ke miryoefharisto se,
esi me edokes tin andrian ke me tin pernis tora”.
Tu ilthe foni angeliki eks uranu apano:
“Ke bikse to kondari su is tin finikean tin rizan,
ke bikse ke ta ruha su ombros is to brostokurvin,
kendese ke ton mavron su ke na perasis pera “.
Pternistirean ton mavron tu k’ eperase ton pera.
N’ afisi kan ta ruha tu o neos na stegnosun,
pternistirean ton mavron tu, is ton Sarakinon ipaği,
ke sfondilon ton edose ke eksesagonyase ton:
“İpe, more Sarakine, pu ene ta fussata?”
Ke tote o Sarakinos tu Armuri sindiheni:
“Thee mu, sala rotimata, ta ehun i andriomeni,
prota na krun tes sfondilees ke tote na rotusin.
Ma ton kir ilion ton glikin, ma tin glikyan tu manna,
epses, eksedialehthimen kan ekaton hilyades,
oli kali ke eklekti prasinoskutarati,
ene ke andres dinati ude hilyus fovunde,
ude hilyus, ude miryus, ude osi tus apandisun”.
Pternistirean ton mavron tu, ano is vunin anevi,
Fussaton iden, k’ egnomiasen, arifnizmon uk ehi.
Ke tote pali to pedin anoğate, leği:
“An tus pidiso armatotus, panda kafhasthe thelun,
oti tus iyira armatotus ke epira tus ti provan”.
Stringian fonin elalisen, oson ke an edineton:
“Sarakini, armatonesthe, skilya mağarismena,
lurikothite gligora,
is apistian mi to ‘hete oti aperasen o Armuris
o Armuropoulos, tu Armuri o iyos, o arefstis, o andriomenos”.
Ma ton kir ilion ton glikin, ma tin glikian tu manna,
os’ astri is ton uranon ke filla is ta dendri,
utos ekatapesasin i selles is tus mavrus.
Estrosan ke ehalinosan, pidun, kavalikevun.
Ke tote palin to pedin ke afto kalotaristi.
Oreon sparicin esire apo argiron fikarin,
is ton uranon to apetaksen, is to herin tu to dehthi.
Pternistirean ton mavron tu, eki konda zigoni:
“Apo to yenos diavo, an sas alizmoniso”.
Ke singrotai polemu konda, andriomena,
tes akres, akres ekopte, i mesi edapanaton.
Ma ton kir ilion ton glikin, ma tin glikian tu manna,
oli mera tus ekopte tin anopotamia,
ke oli nikta tus ekopte tin katopotamian.
Ethese ke apothesen tus, kanenan den afike.
Apezepse o neoteros na ton varisi o aeras,
ke ena Sarakilo skilin, skilin mağarizmenon,
engrimmata ton evalen ke epire tu ton mavron,
engrimmata ton evale ke epire to ravdin tu.
Ma ton kir ilion ton glikin, ma tin glikian tu manna,
saranda milia ton ediohne pezos me ta gonatia,
ke alla saranda pende pezos me to lurukim,
eki ton ekatefthase is tis Sirias tin portan,
ke evğeni to spathiçi tu ke perni tu to herin:
“Ame ke si, Sarakine, na pis ke ‘si mandado”.
O kiris tu ekso kathito is tis filakis tin portan,
ton mavron tu anegnorisen ke to ravdin tu iyu tu,
ton kavallarin uden thori ke pa na vgi i psihi tu.
Varea varea anastenaksen ke esisti o pirgos olos.
Ke tote palin o amiras tus arhondes elali:
“Amet’ idete, i arhondes, ti ehi ke anastenazi?
An en to yoma tu kakon, na faği ek to diko mu,
it ene to inarin tu, na piği ek to diko mu,
ite vroma i filaki, na tin moshokapnisun,
it’ ine varea ta sidera, na ta lafrokopisun”.
Ke tote pale o Armuris tus arhondas elali:
“Ud’ en to yoma mu kakon, na faği ek to dikon tu,
ude to inarin mu kakon, na piyo ek to dikon tu,
ud’ en varea ta sidera, na ta lafrokopisun,
Ton mavron to anegnorisa ke to ravdin tu iyu mu,
ton kavallarin uden thoro ke ipa na evgi i psihi mu”.
Ke tote pale o Amiras ton Armurin elali:
“Karterese, Armuri mu, karterese oligon,
na dosun ta organa varea, ta vukina megala,
na mazohthi i Vavilonia ke oli i Kapadokia,
ke opu ke an eni o iyokas su
pistangona ke eksangona ombros su na ton ferun.
Anemene, o Armuris mu, anemene allon oligon”.
Ke edosan ta organa varea, ta vukina megala,
na mazohthi i Vavilonia ke i Kapadokia,
tinas uk imazoneton, monon o kucoheris.
Ke tote palin o amiras tu kucoheri elali:
“İpes, more Sarakine, pu ene ta fussata?”.
Ke tote o Sarakinos ton amiran elali:
“Anemene, o afthendis mu, anemene allon oligon,
na ferun fos ta ommatia mu ke tis psihis mu aera,
na mahthi to ema mu is to kalon mu herin,
ke tote na s’ afiğitho to pu ene ta fussata.
Ma tin alithian, arhondes, astoha sas to leğo.
Opses eksedielehthimen kan ekaton hilyades,
oli kali ke eklekti prasinoskutarati,
isan kei tetyi apo ekinus, hilyus uden efovundan,
ude hilyus, ude miryus, ude osi tus apandusan.
Mikron pedin efaniken epano is agrion oros,
stringian fonican esiren, osin ke an edineton:
“Sarakini, armatonesthe, skilya, lurikothite,
is apistian mi to ehete oti aperasen o Armuris,
o Armuropulos, tu Armuri o iyos, o arestis, o andriomenos”.
Ma ton kir ilion ton glikin, ma tin glikyan tu mannan,
osa astra is ton uranon ke filla is ta dendri,
utos ekatapesasin i selles is tus mavrus.
Estrosan k’ ehalinosan, pidun, kavalikevun.
Ke tote pali to pedin ke afto kalotaristi.
Oreon spathicin esire ap’ arğiron fikarin,
is ton uranon t’ epataksen, is to herin tu to edehthi.
Pternistirean ton mavron tu eki konda ziğoni:
“Apo to yenos tu diavo, an sas alizmoniso”.
Tes akres, akres ekopten, ke i mesi edapanaton.
Ma ton kir ilion ton glikin, ma tin glikian tu mannan,
oli mera mas ekopten tin anopotamian,
ke oli nikta mas ekopte tin katopotamian.
Ethese ke apothesen mas, kanenan uden afini.
Ke epezefsen o neoteros dia na ton dosi o aeras,
ke eğo os kalos ke fronimos engrimmata ton vano,
engrimmata tu ton evala ke epira tu ton mavron.
Ma ton kir ilion ton glikin, ma tin glikian tu mannan,
saranda milya me ediohnen pezos me ta gonatia,
ke alla saranda tessera pezos me to lurukin.
Edo konta me eftasen is tis Sirias tin portan,
ke sirni to spathiçin tu ke perni mu to herin:
“Ame ke esi, Sarakine, na ipis k’ esi mandaton”.
Ke tote palin o amiras ton Armurin elali:
“Kala ine afta, o Armuris mu, ta kamni o iyos su?”.
Ke tote palin o Armuris mu oreon harticin ğrafi,
me to pulin to estilen, t’ oreon hilidonaki:
“İpe tis skilas ton iyon, tis anomias to teknon,
opu evri Sarakinon, na ton eleimonate,
mi lahi is tas hiras tus ke eleimosin’ uk ehi”.
Ke tote palin to pedin oreon harticin ğrafi,
me to pulin to estilen, to oreon hilidonakin:
“İpete ton afthendi mu ke ton glikin mu kirin,
eos u vlepo ta ospitya mu diplomandalomena,
eos u vlepo tin mannan mu ta mavra forezmenin,
ke evlepo ta adelfia mu ta mavra foremena,
opu ke an evro Sarakinon to ema tu na pino.
Ke an me paramoniosusin, is tin Sirian na peso,
ta stenorimia tis Sirias ta kefalya na yemiso,
ta ksiroriakia tis Sirias ema na ta yemiso”.
To na ta akusi o amiras, polla ton efovithi.
Ke tote pale o amiras tus arhondas elali:
“Amete, amete, i arhondes, evgalete ton Armurin,
ke amete ton is to lutron, dia na lusti n’ allaksi,
is to yoman mu ton ferete, na faği met’ emena”.
Edievisan i arhondes ke evganun ton Armurin,
evganun ton ek ta sidera ke ek ta varea heropsia,
is to lutron ediavisan, k’ elusti ke allassi,
is ton amiran ediavisan, k’ eğefthi met’ ekinon.
Ke tote palin o amiras ton Armurin elali:
“Ame, ame, o Armuris mu, ame is ta ğonika su,
ke pedeve ke to pedin, gambron ton thelo na pari,
ude is tin anipsian mu, ude is tin eksadelfin,
monon is tin thiğatera mu, tin eho fos ke matya.
Ke pedeve to to pedin,
opu ke an evri Sarakinon, na ton eleyimonate,
ke an lahi kerdos tipotes, antama na to mirasun,
ke na ‘ne ağapimeni”.

Şarkının açıklaması:
Bu Akritik şarkıda da genç bir Akritis savaşçının yiğitliğinden bahsediliyor. Akritis bir kahraman olan Armuris’in en küçük oğlu, annesinden, kendisine diğer kardeşleri ve asil çocuklarıyla birlikte savaşa katılması için izin vermesini istiyor, Sarazenler tarafından esir alınmış babasını kurtarmak için. Fakat küçük olduğundan ve annesi onu göstermek istemediğinden, ona babasının mızrağını üç kere bükmesi şartını koydu. Delikanlı mızrağı duvardan aldı ve şaşkın annesinin gözleri önünde büktü, sonuç olarak annesi gitmesine izin vermek zorunda kaldı. O güne kadar kimsenin sürmemiş olduğu on iki yaşında bir atla hızlıca yola koyuldu ve Fırat Nehri’ne kadar vardı. Orada kıyının karşısına geçmeye çabalarken bir Sarazen’e rastladı ve Sarazen kendisiyle dalga geçmeye başladı. Genç, Tanrı’nın yardımını istedi çünkü Fırat’ın suları derin ve tehlikeliydi. Ve Tanrı’nın yardımıyla karşı tarafa geçebildi, sonra da Sarazen’e güçlü bir darbe vurdu. Ayrıca ona diğer düşman birliklerinin nerede olduğunu sordu. Sarazen gencin cesaretine şaşarak, Armuropulo’nun(Armuris’in oğlunun) kırıp geçireceği Sarazen ordularının gücünden ve sayısından bahsetti. Lakin delikanlı o kadar istekliydi ki biri hariç bütün düşmanlarını yendi, o yenemediği de atını ve mızrağını alıp kaçtı. Yine de onun peşine yaya olarak düştü, babasının mahkum edildiği yere varana kadar onu takip etti ve kılıcıyla elini kesmeyi başardı. Armuris oğlunun mızrağına ve atına bakınca tanıdı ve öldürüldüğünü düşünerek endişe etmeye başladı. Bölgenin efendisi de onu yatıştırmaya çalışarak oğlu hakkındaki gerçeği öğreneceğini söyledi. Daha sonra tek kollu savaşçıyı gördü ve ona sorarak dövüşün detaylarını öğrendi. Armuris’e haberleri söylediğinde o da oğluna, kendisine acıyıp hayatını bağışlamaları için Sarazenler ile daha fazla savaşmamasını bildiren bir haber yolladı. Delikanlı ise onu kurtarana kadar savaşa devam edeceğini söyleyen bir haberle cevap verdi. Bölgenin efendisi sanki Armuropoulo’nun savaşı sonlandırmayacağını öğrenmiş gibi muhafızlarına emir verip Armuris’in getirilmesini, yıkanıp kendisiyle yemek yemek için giydirilmesini emretti. Daha sonra da yemekte efendi Armuris’in oğlunu kızına damat olarak istedi, savaşın durması ve barış içinde yaşamaları için.

Bir diğer önemli Akritis de Theofilaktos idi. Gregoire’e göre bu Akritis, Theofilaktos Avastaktos idi. İmparator I. Makedon Vasilios’un (867-886) memuru ve imparator I. Lakapinoslu Romanos’un babasıydı. Aynı zamanda, Porfiris olarak da bilinirdi.

Tu Porfiri – Porfiris’in

Sözlerin Telaffuzu:
Hiran pedin eyenise ke len tone Porfili.
Sta sidera to yenisen, sti filaki to threvi,
hroniaris piani to spathi sta dio to kondari,
sta tria ke sta tesera, pinev’ kavalikevi.
Pinefse, kavalikefse, ‘kato dromus piğeni
ki os ton akuse o vasilyos poli ton evariothi.
As sorefti t’ allaği mu ki olo proallağia mu
opios troi to (y)ema mu ston Porfili na pai.
Os t’ akuse ke o Porfilis, arniovoskos ke vgike.
Voski ta paravoski ta, ‘kato dromus ta vğazi.
Fanikane Sarakini san t’ astra, san ta fila.
T’ astra ehoune metrosi, ta fila ehun psifus.
etuta metros den ehun ke psifus ke en psifyende.
Na mi se pume arniovoskos, edo Porfilin idet’?
Edo Porfil polla ine, pio Porfil yirevet’?
Ekyo tis hiras ton iyo, tis erimias to ‘ngoni.
Hiras iyos eğo ime, tis erimias to ‘ngoni.

Sözlerin açıklaması:
Bu Akritik şarkısı genç ve yiğit bir Akritis’ten bahsediyor. Sarazenler’in esiri olan dur bir kadın, hapiste Porfiris adında bir oğlan doğurur, Çocuk küçük yaştan silah yapmayı ve kullanmayı öğrenir. Ellerinden kurtulup uzaklara gitmeyi başarır ve keçi çobanı olur. Onun saldırabileceğinden korkan kral, askerlerini onu bulup kendisine teslim etmeleri için gönderir. Onlar da gencin hayvanlarını güttüğü bölgeye varıp ona Porfiris adında birini tanıyıp tanımadığını sorarlar, o da kendisini dulun oğlu Porfiris olarak tanıtır.

Yazar: Andreas Chaniotis, müzisyen, Atina Üniversitesi Müzik Çalışmaları Bölümü mezunu

KAYNAKLAR:

* S. Dimitrakopulos, Tarih ve Halk Şarkısı, Parusia Yayınları, Atina 1993.
* P. D. Mastrodimitris, Modern Helenizmin Şiiri, Gulandris Vakfı, Horn, 2. basım – Atina 1994.
* G. K. Spiridakis, Yunan Folklorü, cilt 4, Atina 1975.

Advertisements