“Ağıtlar” (Miroloya)

Για την Ελληνική έκδοση του κειμένου πατήστε εδώ

 

 

Altıncı kategoride Ağıtları işleyeceğiz. İlk insandan bugüne kadar var olan hisleri temel alan şarkıların kökenleri de tarihsel olarak antik yıllara dayanıyor. İşte böyle, ölümle alakalı olan şarkılar da Antik Yunanların matem şiirleriyle ilişkililer. Yas gelenekleri hususunda da benzerliklerimiz var: Homeros’un eserlerinde “ağıt elçileri” (Yunanca: Thrinon Eksarhi) diye adlandırılan ağıtçılara rastlıyoruz. Bu türün tüm ezgileri, çağdaş ya da antik olanlar, ölüm karşısında insanlığın hissettiği saygıyla karışık korku hissinde dayanmaktadır.

N. Politis bu kategoriyi iki alt türe ayırıyor: “Ağıtlar” (Miroloya) ve “Ölüler Diyarı ve Azrail’in Ağıtları” (Miroloya tu Kato Kozmu ke tu Haru).

Yani birinci alt türde kastedilen yaşayanların vefat etmiş olan kişi için yaktıkları ağıtlar, vefat eden kişinin veda sözleri kastediliyor.

Bu türün ağıtları vefat etmiş kişi için duyulan kederi ifade ediyorlar. Aynı zamanda dünyanın övülmesinden ve yaşam için duyulan sevgiden ilham alıyorlar, bu sevgi çoğu zaman şarkıların ölüm sebeplerine çatışmalarına vesile oluyor. Ölümün nedeni, yüzyıllardan beri, avcıya benzetilen ve buna uygun şekilde can alan görünmez bir varlık olarak algılanıyor. Azrail (Haros), Ecel (Thanatos) ya da Şeytan (Demonas) olarak adlandırılıyor, çoğu zaman ölmek üzere olan kişinin bu varlıkla olan mücadelesi betimleniyor. Hristiyanlığın öğretisinde ise ruhları öbür dünya için bedenlerden alan Başmelek Cebrail’dir. Azrail’in şarkılarında, güçlü ve canlı betimlemelerde, ölümün en yoğun kişileştirmeleri bulunmaktadır. Bunların yanı sıra halkın ölümden sonraki yaşamla ilgili olan kalıplaşmış algıları da betimlenmektedir; hades ya da öbür dünya diye adlandırılan, soğuk ve karanlık bir yer.

Bu ezgilerden birçoğu karşılıklı diyalog şeklindedir. Konularına göre dört başlığa ayırıyoruz: a) Yaslı kişinin acısını ifade ettiği şarkılar. Bunlarda yas tutan kişi sevdiği merhumun öbür dünyada yaşayacakları için endişe duyar, tekrar canlanması için yakarır vb. b) Ölen kişinin yakınlarına veda ettiği şarkılar. Hadeste yaşayacakları için yas tutup orayla ilgili bilgiler verir, yaşayanlardan diğer ölülere iletmek üzere mesajlar alır. c) Hadese bazı şeylerin (örn. göz yaşları) iletilmesinden bahsedenler. d) Yaşayanlar ve ölüler arasındaki iletişimi anlatanlar. Burada yaşayan kısa bir süreliğine öbür dünyaya da gidebiliyorlar. e) Vefat edeni öven, onun erdemlerinden bahseden şarkılar.

Ağıtları yakanlar genelde kadınlardır. Homeros’un zamanından süre gelen bir alışkanlıktır: Hektor için ağıt yakanlar karısı ve annesidir. Yas tutmak, antik zamanlardan bugüne kadar “sosyal bir kanun” olarak sayılsa da antik dönemde Solon ve Platon tarafından (Plut. Solon 21, Platon Nom. 12, sayfa 947-960, bkz. Kai se Menexenon 248D) ve modern dönemde de Kilise tarafından karşı çıkıldı, tabi ki yine de tamamen ortadan kalkmadı. Birçok defa ağıtın bu işi profesyonel olarak yapan kadınlar tarafından yakıldığı gözleniyor. Halkın sevilmeyen kişiler için ettiği beddualardan birisi de, kişinin ağıtsız ölmesidir.

Ağıtların çoğu doğaçlamadır. Bölgenin kadınları tarafından doğaçlanan Mani (Yunanistan’da bir şehir) ağıtlarının özel bir yeri vardır. Mesa Mani’de hikâye biçiminde, sekiz heceli sözleri olan ve karşılıklı konuşma şeklindedir. Ölüm anını betimler. Ekso Mani’de ise tam tersi olarak, sözler on beş heceden oluşuyor, daha çok lirizm bulunuyor ve ayrıntıdan çok duygusal ifadelere her veriliyor.

Bunlarda çok sık olarak intikam sonrası ölüm anlatılıyor. Mani’de “kan davaları” (ğdikyomos) sık görülen ve alışıldık bir olay. Bir kişi harhangi bir çeşit aşağılanmaya veya bir tür şiddete mağruz kaldığında kendisine bunu yapanı şerefi için öldürüyor. Bu bölgenin toplumunda sıkı bir aile disiplini gözlemliyoruz, öyle ki ailenin üyeleri, ailenin şerefini ‘temizlemek’ için intikam almayı kutsal bir sorumluluk sayıyorlar. Eğer aileden bir kişi aşağılanır, lekelenir ya da öldürülürse, ya o ya da ailenin diğer üyeleri karşılık vermeye mecbur durumda kalıyorlar.

Katı gelenekleri (sıkı disiplin, namusu koruma, toplumun katı şekilde sınıflara ayrılması, misafirpeverliğin kutsal bir görev sayılması, kadının kız evlat ve eş olarak yeri olması ve bunun gibi) olan bir bölgede ölüm, başlı başına ayrı bir yere sahip. Ölüm haberi verileceği zaman rahmetlinin evine arkadaşları ve akrabaları akın ediyorlar. Erkekler ayakta beklerken kadınlar saçlarını açıp merhumun bulunduğu yere çökerek ağıt yakmaya başlıyorlar.

Ağıtçı kadınlar biri sağda diğeri solda olmak üzere iki gruba ayrılıyorlar, ağıtlarını diyalog halinde söylüyorlar. Hikâye gibi anlatış biçimiyle ve grupların sıra değişimiyle ölüm betimleniyor.

Ağıtların Mani bölgesinde bu denli gelişmesinin sebebi bölgenin çok kayalık ve kuru olmasından kaynaklanıyor. İnsanlar bununla değişik durumlarda kendilerini ifade edebiliyorlar: ekin biçmede, kadınlar ev işlerinde, eğlencelerde vb.

Mani’den bir ağıt örneği:

 

 

 

 

İkinci alt türde ise Azrail ve Öbür Dünya ağıtları yer alıyor. Azrail ağıtlarıyla kastedilen Azrail’in can alırkenki betimlemelerini içeren ağıtlardır. Öbür Dünya ağıtlarıyla anlatılmak istenen de ölümden sonraki yaşamın betimlemeleridir. Bunlardan bazıları ölüm sonrası yas amaçlı söylenirken bazıları da kutlamalarda ya da başka durumlarda duyulabilir. Burada söz erkeklerde, sadece kadınların söylediği önceki alt türün tersine. Ölümün kişileştirildiği tipler genellikle korsan, hırsız, siyah giysili atlı ve duygusuz insan modelidir. Cinsiyet ya da yaş ayırt etmeden canları öbür dünyaya götürür. Canlar, özellikle cesur kişilerinkiler, Azrail’e karşı güçlü bir direniş gösteriyorlar.

Antik Haros (Azrail) işte böyle halkın hayal dünyasında muhafaza edildi, öbür dünyanın gardiyanı olarak ya da ruh taşıyan Ermis, can alan bir varlık sayılan Ecel veyahut Hades’in efendisi olan Plutonas olarak. Bu antik özelliklere çağdaş dönemin halk şarkılarında da değiniliyor (G. K. Spiridakis, Yunan Laografisi, nusha 4, sayfa 352-257, Atina 1975).

Hadesi ve ölümden sonraki yaşamı anlatan Öbür Dünya ağıtlarında, korku ve işkenceden bahsediliyor. Homeros’un zamanından bu yana dünyevî yaşamdaki sosyal sınıflar ölümden sonra bir şey ifade etmiyor. İnsanlar öldükten sonra ruhlar aynı yerde toplanıyor. Dünyadaki yaşamdan bahsedip geri dönmek için çeşitli girişimlerde bulunuyorlar.

Aşağıda İpiros bölgesinden polifonik bir Haros şarkısı sizlerle:

 

 

 

Yazar: Andreas Chaniotis, müzisyen, Atina Üniversitesi Müzik Çalışmaları Bölümü mezunu

 

KAYNAKLAR:
Π.Δ. Μαστροδημήτρης, Η ποίηση του Νέου Ελληνισμού, Ίδρυμα Γουλανδρή – Χορν, Αθήνα 1994

Γ.Κ. Σπυριδάκης, Ελληνική Λαογραφία, τεύχος Δ’, Αθήνα 1975.

Eρατ. Γ. Καψωμένος, Δημοτικό τραγούδι – Μια διαφορετική προσέγγιση, Εκδόσεις Πατάκη, Αθήνα 1999 (5η έκδοση).

Γρηγ. Μ. Σηφάκης, Για μια ποιητική του Δημοτικού τραγουδιού, Πανεπιστημιακές εκδόσεις Κρήτης Ηράκλειο 1998.

Σωκρ. Λ. Σκαρτσής, Το δημοτικό τραγούδι, Εκδόσεις Πατάκη, Αθήνα 1985.

Πρακτικά Τέταρτου Συμποσίου Ποίησης, Αφιέρωμα στο Δημοτικό τραγούδι, Πανεπιστήμιο Πατρών, Ιούλιος 1984, Γνώση, Αθήνα, 1985.

http://www.tsouchlarakis.com/tragoudia.htm

Advertisements