Cambridge Üniversitesi’nin Yok Olma Tehlikesiyle Karşı Karşıya Olan Pontus Diyalektini Antik Yunanca ile Bağdaştıran İlgi Çekici Araştırması

Για την Ελληνική έκδοση του κειμένου πατήστε εδώ

 

 

İnceleme / Çeviri: Nopi Papadopulu

Karadeniz’in Türkiye sahillerinde bulunan Trabzon şehri, ortaçağ yıllarına kadar Yunandilli dünyanın önemli merkezlerinden biriydi. Amazonların destansı krallığının toprakları M.Ö. 7.-8. yüzyıllarda Yunanlar tarafından kolonileştirildi ve Yunan mitolojisinde ölümsüzleştirildi; Yason ve elli kişilik Argonot mürettebatı “altın postu” bulmak için Karadeniz yolculuklarına başladığında.

Üzerinde durulması gereken nokta şu ki bu bölgenin sosyal / sosyal-politik tarihi binlerce yıllık olmasına rağmen, Anadolu’nun kuzeydoğu kısmında yer alan bu izole ve dağlık köşenin yerli halkı Yunanca konuşmaya devam ediyor. “Romeyika” diye de bilinen diyalektin kendine haslığı, insanı dilbilimin geçmişine ve bugününe götüren sürükleyici bir yol adeta, diyor Dr. Yoanna Sitaridu. Kendisi Quenns Koleji’nin Modern ve Ortaçağ Dilleri Deparmanında Romantik Filoloji lektörü aynı zamanda da Dilbilim Çalışmalarında bölüm başkanı.

Yok Olmanın Eşiğinde

Romeyika diyalekti araştırma unsuru olarak sanki bir altın madeni gibi, çünkü Helenistik ve Roma dönemlerinin Ortak Yunancası ile sayısız benzer özelliklere sahip. Bahsi geçen Ortak Yunanca (Koini Elliniki) Anadolu’da M.Ö. 4. yy. ile M.S. 4. yy. arasında konuşuluyordu. Dr. Sitaridu şöyle açıklıyor: “Romeyika’ya ‘Modern Yunan diyalekti’ dışında bir isim verilemeyecek olmasına rağmen, Antik Yunanca’dan kalma çok fazla gramatik özellik muhafaza ediyor, öyle ki bu özellikler bugün var olan diğer Yunanca diyalektlerinde tamamen yok olmuş durumda”.

Dindar Müslümanlar olarak Romeyika konuşan halk, 1923 yılında Yunanistan ile Türkiye arasında imzalanan Lozan Antlaşması sonrası yapılan nüfus mübadelesinden muaf tutulmuştu. Dinî inanç baz alınarak yapılan mübadelede Hristiyanların Yunanistan’a Müslümanların da Türkiye’ye yerleştirilmesi amaçlandı. Antlaşmanın sonucu ise iki ülke arasında yaklaşık 2 milyon sayıda insanın mübadil olmasıydı. Karadeniz bölgesindeyse Yunanca konuşan Hristiyanlar giderken Yunanca konuşan Müslümanlar bölgede kalmaya devam ettiler.

Trabzon’dan ard arda gelen göç dalgalarına bölgede Türkçe konuşan çoğunluğun etkisi de eklenince diyalekt yok olma tehdidiyle karşı karşıya kaldı (UNESCO Pontus Rumlarını “tamamen tehdit altında” diye sınıflandırmaktadır). “5.000’den az sayıda konuşanı olan Romeyika, canlı bir kimlikten ziyade bir dil mirası olarak adlandırılabilir”, “Bu az sayıda konuşmacının da yok olmasıyla, Yunan dilinin nasıl bugünkü haline geldiğini öğrenmek için elimizde olan tek fırsatı da kaybetmiş olacaktık” diyor Dr. Yoanna Sitaridu.

Dilin Haritasının Çıkartılması

Dr. Sitaridu’nun çalışmaları bu diyalektin gizemlerini ortaya çıkartıyor. Ekspertizi sözdizimini (yani bir dilin gramatik kurallarının ve cümle yapısının incelenmesi) olduğu kadar dilin nasıl ve neden değiştiğini de ele alıyor. “Romeyika ile bu iki konuyu da aynı anda incelemek gibi eşsiz bir fırsata sahip oldum. Bu diyalekt bizlere mevcut dilbilim teorisine ters düşen unsurlar göstermekle kalmıyor, aynı zamanda gelişmekte olan bir dilin canlı örneğini de sunuyor”.

1980 yılında Pontus diyalekti hakkında ilk araştırmayı yapan Prof. Peter Mackridge (Oxford Üniversitesi) dışında Dr. Sitaridu, Dr. Hakan Özkan (Münster Üniversitesi) ve Prof. Stavrula Çiplaku (Kıbrıs Üniversitesi) ile de ortak çalışıyor. Aynı zamanda Avrupa Diyalektleri sözdizimi ağı (Meertens İnstitüsü) ve üç master öğrencisiyle de: Stergios Hacikiryakidis, Petros Karaçareas ve Dimitrios Mihelyudakis.

Çalışmanın odak noktasında ise Karadeniz’in köylerine seyahatler yer alıyor, dilin haritasını çıkartabilmek için -ne kadar küçük farklılıklar gösteriyor (güncellik) ve sözdizim yapısı zamanla ne kadar değişmiş (zamanlarasılık). Bilgiler köylülerin çeşitli anlatılarını içeren ses ve video kayıtlarından toplanırken, Dr. Sitaridu’nun bir dilin yapısını anlamaya yarayacak şekilde hazırlanmış anketleri de kullanılıyor.

Geçmişe Açılan Pencere

Bize neyin gramatik açıdan doğru ya da yanlış olduğunu söyleyebilecek canlı konuşmacıların yokluğu sebebiyle dildeki değişikliğin incelenmesi genel hatlarıyla oldukça zor bir çalışma (metin incelemelerinde ise durum tam tersi, yalnızca metinlerden gramatik olarak neyin doğru olduğunu bulabiliriz). Yunan tarihini araştırarak, metinlerin çokluğuna rağmen birbirleri arasında çelişkiye düşmediklerini görmek mümkün.

Yok olmak üzere olan Diller ve Kültürler için kurulmuş Cambridge Group üyesi de olan Dr. Sitaridu, “Bir de gramatiği geçmişteki dile daha yakın olan insanlarla konuşabildiğimizi düşünün. O zaman sadece modern bir diyalektin haritalamasını yapabilmekle kalmaz aynı zamanda geçmişteki dilden bazı formları da anlayabiliyor olurduk. Romeyika’nın bizlere sunduğu fırsat işte budur” diyor.

Son Mastar

Cambridge’teki Queens Koleji’nde geçen Mart ayında Romeyika üzerine yapılan ilk dilbilim konferansında konuşan Dr. Sitaridu, araştırmanın ilk tezlerinin kayda değer sonuçlar içerdiğini bildirdi: “Yunan dilinin antik diyalektlerinde karşın, mastar kullanımı, bugün mevcut olan tüm Yunanca diyalektlerinde kaybolmuş durumdadır. Fakat Romeyika mastar kullanmakla kalmıyor, Yunandilli dünyanın kullanılan son mastarı olma özelliğini de taşıyor. Ayrıca daha önce hiç görülmemiş -belki sadece bazı Latin kökenli dillerde benzeri bulunan- bir mastar yapısı gözleniyor”.

Bugüne kadar elde bulunan verilerden en ilgi çekeni ise Romeyika’nın günümüzde var olan tüm Yunanca diyalektleri arasında Antik Yunanca’ya (Koini Ellinistiki) en çok benzeyen diyalekt olmasıdır (Diğer diyalektlerin ise M.S. 7. ve 13. yüzyıllar arası konuşulan Geç Ortaçağ Yunancası’ndan geldiği düşünülmektedir).

“Gerçek zamanda” Değişim

Dr. Sitaridu’nun araştırmasının asıl amacı Pontus Diyalektinin nasıl geliştiği anlamaya çalışmak. “Karadeniz’de antik çağlardan beri Yunanca konuşulduğunu biliyoruz. Bölgenin coğrafî açıdan geri kalan Yunandilli dünyadan izole olmasının ise bugünkü özelliklerine sahip olmasındaki en büyük etken olduğunu söyleyebiliriz” diyor Dr. Sitaridu. “Henüz emin olmadığımız husus ise Romeyika’nın da diğer Yunan diyalektleriyle aynı şekilde oluşup daha sonra kendine has bu özellikleri geliştirmiş olup olmadığı. Yani bu özelliklerin Antik Yunanca ile tesadüfen mi ortak olduğu yoksa diğer Yunanca diyalektlerine karşın Yunancanın eski bir şeklinden ileri gelip yüzyıllarca izole ortamda konuşulması sayesinde de bugüne kadar muhafaza edildiği mi”.

Tüm bunlara rağmen, Romeyika aynı zamanda önemli bir yenilik sayılabilir, Türkçe ile olan etkileşimi nedeniyle. Bu çerçevede Dr. Sitaridu, Türkçe ve diğer Kafkas dilleriyle olan etkileşimin Romeyika’nın gelişmesindeki etkisiyle de ilgileniyor. Romeyika’nın dilsel, sosyal ve tarihî açıdan içinde bulunduğu koşulları göz önünde bulundurursak, “Diğer dillerle etkileşimin Romeyika’ya neyi kazandırıp neyi kaybettirdiğini anlayabilmek için Karadeniz’de gerçekten mükemmel koşullara sahip olduğumuzu söyleyebiliriz”. Kendisinin ilerleyen zamanlarda cevabını arayacağı sorular bunlar.

Böyle bir araştırmanın sonuçlarının, dilsel işleyişlerin daha iyi anlaşılmasıyla beraber insanların kendileri ve kültürel kimlikleri ile ilgili bakış açılarına da yeni bir perspektif kazandıracağı oldukça aşikâr. Ayrıca kültürlerin etkileşimleriyla neler yaşanabileceğini de bizlere gösterecektir.

Ataları Pontus kökenli olan Dr. Sitaridu, araştırma sonuçlarının dilin gelişimi hususundaki soru işaretlerine cevap vereceğine inanıyor. Bizlere ise bu araştırmanın bizi Yason ve Argonotlar’ın zamanına mı götüreceğini ya da daha başka sürprizlerle mi karşılaşacağımızı görmek kalıyor.

 

 

 

 

 

Kaynaklar:

e-pontos.gr

Pappaspost

Advertisements